Öncelikle satırlarıma atalarımdan başlamak istiyorum.
Saturunun sınırlarını çizen sistem beni doğum haritamda
4. evimde karşıladı. Bu etkide diğer iki gezegen (Neptün,uranüs) kavuşumuda var
fakat burada sadece satrun konusu üzerinden konuyu ele alacağım.4. ev konuları kök
soy ve ata evi ise, atalarım tarafından çok zorbalandığımı itiraf etmeliyim. Tamda
satrun işi.
Çocukluk döneminde bana üzerimde sıkıcı, bunaltıcı bir baskı kurdular.
Anne ve babasının etkisinde olmayıp dedeler / babaanne anneanne arası
gitgelli bir yaşam. iki tarafta satrun tadında sert kişilikli dedeler.
Elimizde haritada nasıl bir kökenlere bağlı olduğum ve bunu çevreme nasıl
yansıttığımı bilmiyorum. Aslında bende ufak çaplı bir satrun çocuğu oldum.
Bana sınır koyanlar gibi bende kardeşlerime aynı çizgiyi yansıtmaya çalıştım.
Doğru yada yanış bilemiyorum. Ama sınırlar koymaya çalıştım onlara, ufak
yönlendirmeler.
Tıpkı kız kardeşime evlenmeden önce koyduğum kurallar gibi. Bu sebepten beni çok
sevemedi.
ama bazı koşullar beni bunu yapmaya itti. şimdi kendisi evli mutlu çocuklu.
Ne yaptıysam onun iyiliği içindi. (onu korumak).Zamanında kendisi bundan mutlu
olmasada.
Soydan gelen değişik yaşam fikirleri arasında burada bu satrun çocuğumuza bayağı iyi
bir
ders verdi. İçsel yaşamımda kendi ayaklarım üzerinde durduğumda artık kendi
fikirlerim ve kendi koyduğum sınırlar vardı.
Artık kimsenin hükmetmediği anne/baba otoritesinin olmadığı. yanlız ve tek başına.
Doğru veya yanlış,
sadece kendimin aldığı uyguladığı kararlar.
Otoriter kişilik oluşumu askerlikle beraber başka bir seviyeye geçti.
İşte tamda bana göre bir ortam.
Artık sınır koyan çocuğumuz askerliğinide hep sınırlar içinde geçirdi.
Bir üst seviye muvazzaflığa geçişte. Emir kipi oluşumlarının içinde oldu.
Mutluydum burada kendimi bulmuştum. Bir emir sınır koyuyor ve herkes ona uyuyor.
Bu muhteşem bişeydi benim için. Muntazam düzen ve sistem içinde ilerleyen bir
kariyer, ve + yaşam biçimi. Bu bir dönemdi ve bu dönem bitti. Satrun döngüsü bana
başka deneyimler sunmak istiyor.
Herşeyde vardır bir hikmet. Sürekli değişe gelen hayat bana başka bir tecrübeyi
deneyimlememi istedi. Testlerine halen daha devam etmekte Beni sınıyor.
Ben bu astrolojik terimleri ilk araştırdığımda. satrun e kafamda bir kod koymuştum.
“Eli sopalı öğretmen” Bu öğretmenin bir kere acıma duygusu yok. İstediğini almadan
bırakmaz. Aklıma enterasan iki anektod anlatma fikri geldi. Birbirine zıt 2 kelime olan
merhamet ve kibir kelimelerini ele alalım. Hikaye içinde anlatımlarımız bitene kadar
satrunun o sıra dışı özelliği hep aklımızda olsun. İlk anektodumuza başlayalım.
1. Merhamet
Merhamet kelimesi ne kadar olumlu bir kelime değilmi. Bir kişiye acımak onun
hatalarını örtpas edip merhametli davranıp ona bir şans vermek. Bu bir hukuk sistemi
içinde de düşünebilirsiniz. Devletin bir vatandaşını yaptığı cezadan ötürü af çıkarması
yada Bir kralın bir kişiyi azletmesi gibi. Ama Nuh tufanı sırasında öyle bir merhamet
var ki, Allahın gazabına uğramış nuhun oğlu. Nuh peygamber tufan kopacağını anladığı
zaman kendisine bir gemi yapılması melekler tarafınfan söylendi. Ve o da doğada kicanlıları ve bir takım insanları gemi inşaası bittikten sonra herkesi gemiye toplamak
istedi. Fakat oğlu buna karşı çıktı bana birşey olmaz dedi ve dağlara çıkarak
kurtulabileceğini söyledi. Babasının gemiye bin emrini yerine getirmedi. Tufan koptu
yeryüzü sular altında kaldı. Nuh peygamber oğluna acıyarak Alllaha ona merhamet
etmesi için yalvardı ve göz yaşları döktü. Bu yakarış ve göz yaşından sonra nuh
peygambere cebrail isimli melek gönderildi. Nuhun sular içinde kaybolan oğlu için
merhamet etmemesi istendi.Allah şüphesiz merhametlilerin en merhametlsi ve
affedicisi olduğu halde bir peygamber dahi olsa Allah’ın merhamet buyurmadığı
kimseye merhamet ve afta bulunulamaz. Nuh peygamer bu çağrıdan sonra toparlanıp
kendine geldi. Allahın emrettiği halde bir
2/3
gemiye binilmemesi başlı başına bir itiraz. Ve başkaldırı olduğundan nuh peygamber
kendi öz evladını kurtarmak nasip olmamış ve tufandan kurtulamamıştır. Merhametin
zıt anlamda iyi olmadığı çok güzel bir örnek. Tam satrunyen.
2. Kibir
İlk örnekte verdiğimiz merhamet kelimesine zıt ne kadar kötü birşeydir değil mi kibir.
Fakat anektodumuzu anlattıktan sonra fikrinizin değişeceğine eminim. Peygamber
efendimiz uhud savaşında mağlup olmuştu. Burada çok detaylı anlatmadan üzerinden
özetle geçmek istiyorum. Peygamberimiz bir tepenin terk edilmemesi gerektiğini
söylüyor. Fakat askerler savaşı kazandıklarını zannedip peygamberin asla terk
edilmemesi gereken tepeyi bırakıp karşı hucuma geçiyorlar. Tepenin kaybedilmesiye
savaşın seyri değişiyor. Ve peygamber burada bir saldırı altında dişini kaybediyor. Uhud
savaşından sonra toparlanma süreci devam ediyor. Fakat arap topluluğu içerisinde
sonradan gelen bir isim olan ebu ducane isimli kibirli tavırları olan birisi müslüman
oluyor. Sahabe arasında çokça peygamberin bu ebu dücanenin kibirli olması sebebyle
peygamberin bu adama neden özel iltimas gösterdiğini hiç kimse anlamıyor. Hatta
peygamberi bile sorgulaycak hale geliyor müslümanlar ebu ducane’ye gösterilen bu
özel ihtiram sebebiyle. Gelin görün ki artık karşı taraf düşman cephesiyle bir 3. savaş
vukuu bulmadan önce hendek savaşı öncesi bir peygamberimiz bir toplantı tertipliyor.
Bu toplantıda Peygamber bir kılıç çıkarıyor ve kılıcı havaya kaldırıp şimdi bu kılıcın
hakkını kim verir diye hitapda bulundu, toplantıya eşlik eden herkese, kimseden çıt
çıkmazken ebu ducane kibir abidesi karakterimiz ortaya çıkıp ben veririm diye cevap
veriyor. Peygamberin etrafında ona yakın onca bulunan insan varken Ebu Ducanenin
çıkışı herkes de şok etkisi yaratıyor. Çünkü kimse cesaret edememiş o kılıcı
peygamberin elinden almaya bunun hakkı ne olaki diye sormuşlar. Peygamber bu
kılıcın hakkı sonuna kadar savaş meydanında ömrü vakii boyunca korkusuzca harp
etmektir. Ebu ducane mutlu ve etraftaki herkes şaşkın. Bir önceki savaşın bazı
müslümanların yanlış hareketleri sebebiyle kayıp edilmesiyle hendek’te harp vaziyeti
alınmış. Ve peygamber kendi sancağı altında komutanları Ömer ve Ali’ninde içinde
bulunan ordusuna hitap ederek Ebu Dücaneyi kılıcıyla beraber yanına çağırır. Ve ona
karşı tarafa düşman yönüne kılıcıyla beraber durmasını ister.
İşte kibir abidesi peygamberin özel ilgi ile karşıladığı ebu dücane dimdik kibiri ile
düşmana kılıcıyla adeta poz vermektedir. Peygamber kendi yakınında sesini işiten
herkese işte; ” Bu duruş ancak düşmana karşı durulur.” Deyip herkes savaş
meydanında birkez daha şaşkınlığa düşmüştü. Bu durum inanışın dahada
kemikleşmesine vesile olmuştu. Buradan çıkarılacak ders şudur. Kibir ancak düşmana
gösterilir.
Şimdi satrun gezegenini anlatır iken kendinizi bir öykü dizisinin içinde bulmuş
gibisininiz. Bakın ne güzel oldu Merhamet yanlış yerde kullanıldığında nasıl kötü, Kibir
iyi bir işin içinde olduğunda nasıl durduğuna bir bakın. Sizcede gerçekten ilginç değil
mi? Satrun bize her zaman aynı çizgiyi çizmez bazen sıradışı olabilir. Hikmetinden de
sual olunmaz. Düşünüyorum da doğa su vermez oldu, baharda çiçekler açmaz oldu.
Meyveler sebzeler yeterince çıkmaz oldu. Allahın merhamet etmediği kimseye sizdemerhamet etmeyin. Size karşı savaş ilan eden düşmana artık ne kadar durabiliyorsanız
kibirinizi dik durşunuzu gösterin.
Yazıyı 31.Aralık.2025 te kaleme almaya başlayıp 01.01.2026’da bitirmiş oldum.
Türkiye’den süper bike şampiyonu olmuş Toprak Razgatlıoğlunun da dediği gibi.
Madem doğa su vermez çiçek açmaz. 2026 yıda şahsım olarak Toprağın kelimesiyle
“Bu sene acımama senesi.” Allah merhamet ederse bende edeceğim. Değilse değil
üzgünüm.
Satrun sertliğinde bir veda olsun istedim 🙂 Üzdüysek kırdıysak affola daha iyi bir
gelecek için mutlu yarınlara diyelim inşallah.
Online derslerde beni fena yapan uranüs gelsin istemiştim. O olmasa marsı kafamda
canlandırıp savaş ve harekete geçen marsı anlatacaktım kısmet satrun’müş.
Merkür,venüs,mars,jupiter,uranus,neptün,pluto hanginiz gelseydiniz hepinize layıkıyla
yazacaktım. 😉
Hepinizle barışığım hepberaber güzel açılar yapın döngüleri son nefese kadar başarıyla
tamamlayalım ;)) 2026 da gezegenlerin kötü insanlara çarpması dileğiyle sevgiyle
kalın.
3/3
Bu makale otobiyografik bireysel harita, satrun yerleşimi üzerinden anlatılmış ve
örneklerle öyküsel anlatım içerir. Makalede anlatılan varsayımlar üzerinde hata
bulunma payı vardır. Gerçek tarihsel veriler ile örtüşmeyebilir. Peygamberler tarihi ve
kütübi sitte kaynaklarından alıntılar vardır. En doğrusunu mentor eğitmen Atina AKTAŞ
hocamız ile buradaki bilgileri sentezleyip canlı yayında konuşabiliriz. Şahsım ile ilgili
özel bilgilerimin astroloji topuluğumuzda konuşulmasına açığım.

